Ah şu diziler!..

Eskiden vazgeçemediğim, hatta izlediğim bölümleri tekrar tekar izlediğim diziler vardı. Aslında hâlâ varlar ama, artık çoğunun konuları ya birbirinin aynısı ya da ufak benzerlikler var.

Şu aralarsa romanları dizileştirme olayı var. Bunu ne kadar iyi yapıyorlar orası tartışılır, ama sonuçta yapıyorlar. Romanlarımızın en azından adlarını duyurmaları yeter. Şimdi de “ne kadar iyi yapıyorlar” kısmını tartışacak olursak, bu konuyu gerçeklerle anlatmak en iyisi olacak :)

2009 yılının yaz aylarında biten bir diziyi örnek verelim. Adı “Dudaktan Kalbe”. İnternetten bu romanın özetini okumuştum. Gerçek diziyle alakası bile olmayan şeyler var. Mesela bu dizide “Cemil” adlı karakter “Said” adlı karakterin oğluyken, romanda adı Cemil değil Vedat ve başroldeki “Lamiya” adlı karakterin kocasının bir tanıdığı olarak anlatılıyor.
Birbirinden bu kadar kopuk olan bu iki karekter, dizide sanki romanın aynısıymış gibi gösteriliyor. Eğer diziyi izleyip, romanı sonra okuyacak olursak roman yanlış yazılmış gibi bir hisse kapılınıyor.

Başka bir diziden örnek vermek gerekirse, şu an için çok konuşulanlardan Aşk-ı Memnu :) Romanı gerçek hayata uyarlamak için yaptıkları çok şey var. Onları takdir ediyorum :) Fakat son model arabalar, iPhone’lar ve evin içinde baloya gidiyorcasına giyilen kıyafetler… Gerçekten ilginç….

Konu olarak bakarsak, şu aralar yengesine veya eniştesine göz dikme gibi durumlar görebiliyoruz :) Mesela bunlar izlemediklerim arasında…

Fakat bunların yanında deyim yerindeyse “kurunun yanında yaş ta yanıyor” diyebileceğimiz diziler var. Bunlar kendini belli ediyor zaten. İşte ben bu kendini belli edenleri izliyordum. Daha doğrusu benim izlediğim bir tek dizi vardı. O da bitti. Bitiş sebebi reyting düşüklüğü değil, konu olarak sonlanmasıydı. Artık dizi izlemiyorum. Ama hayran olduğum Kore dizilerini de unutacak değilim :)

1 Yorum

  1. myyusuf 05 Aralık 2009

Yorum Yaz