Yenilgiyi Hazmedemeyenler…

Önce hırs başlar döner gözler, sonra bahaneler başlar söylenir sözler… Tehlikeli olan hırs mı, yoksa bahaneler mi? Gerek oyun gerek spor gerekse de iş ve aşkta kaybedince, ya bahaneler başlar ya da hırs. Bazen de ikisi birden… Toplum olarak yenilgiyi, kaybetmeyi bir türlü hazmedemeyen bir yapıya sahibiz. Ya çok ciddiye alıyoruz ya da biz normaliz diğer insanlar çok vurdumduymaz! Çok çabuk gaza geldiğimiz de bir gerçek tabi.

Aşkta ki hırs (ayrılıklarda) daha çok kaybetmek istememekten ya da kabullenememekten. Bu konuya duygusallıkta karıştığından normal karşılayabiliriz. Ama abartılı hırslar sakıncalıdır. Buna daha çok takıntı, saplantı diyebiliriz.. Altında başka pisikolojik sorunlar da olduğundan tedavi edilmesi gereken durumlardır. Bu nedenle bu konuya çok girmeden oyunlarda ki durumlardan bahsedeyim.

Oyunlarda ki hırsın karşı tarafı eğlendirdiği kesin. Hele bir de hırs yapan hala yeniliyorsa. Böyle durumlarda en güzeli hırs yapan kişinin yüz ifadesine bakmaktır. O kadar çok şey anlatır ki o ifade. Ama ondan da güzeli yenilen kişinin söylediği sözlerdir.Çoğu zaman değişmez de söyledikleri;

-Sen görürsün bak bi daha yapalım nolcak ozaman…
-Bu sefer seni yeneyim de gör…
-Kesin hile yapmışsındır…
-Eğer ciddi olsam yenemezdin, öylesineydi bu…
-Çok ballısın var yaaa…

Hani derler ya “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” diye. Madem öyle o zaman sizinle bir anımı paylaşmak isterim. Biraz uzun ama okunmaya değer diye düşünerek yazıyorum;

Bilgisayarda abimlerle gece gündüz futbol turnuvası yapıyoruz. Ama oyunu oynamak için sadece klavyemiz var. Yani aynı anda iki kişi oynayamıyor. Puan usulü sırayla maç yapıyoruz. Ayrıca kendi aramızda bazı kurallarımız da vardı. Mesela ilk maçı yapanı kurayla seçiyoruz, oyun yarıda kalırsa tekrarlanır(!), yenilenler galip gelenin 5 dediğini yapmak zorunda gibi. Neyse, turnuvamız başladı, biz maçımızı yaptık bir tek abim kaldı maç yapmayan. Sıra ona geldiğinde ben daha çok heyecanlıydım. Çünkü öyle bir durum olmuştu ki eğer abim 2 farkla galip gelirse averaj ile şampiyon olacaktı. Maç başladı ilk yarı 1-0 önde bitirdi. İkinci yarı başlar başlamaz 2. golü attı. Ben de o sırada dua ediyordum başka gol olmasın diye ama nafile. 80. dakika civarı abim 3. golü de attı ve sevinmeye başladı. Ben ne yepacağımı şaşırmıştım o an elim ayağım birbirine girmişti. Maçın sonlarına yaklaşırken, ayağa kalktım “Su içmeye gidiyorum, mutfaktan birşey isteyen var mı?” diye sordum. Sonra odadan çıkınca annemlerin nerede olduğuna baktım ve mutfağa gidiyormuş gibi yapıp koridordaki sigortanın oraya gittim ve sigortayı indirip mutfağa fırladım. Abimlerin içeriden sesleri geliyordu: “Olur mu yaa son dakikada…”. Sonra söylene söylene yanıma geldiler. Ben de susamadığım halde su içiyordum ve “Elektirikler gitti sanırım abi” dedim, “Hadi iyisin bi daha ki sefere belki yenemem” dedi ve mutfaktan çıktık. Tam o sırada abim sigortanın kapağının açık olduğunu gördü(boyu 1,94 olduğundan normaldir görebilmesi). “Bunun kapağı neden açık” diye sordu. “Bilmiyorum” dedim. Ee kapağı açık olur da abim sigortaya bakmaz mı? Abimin “Bu sigorta kapalı” demesiyle benim içeri kaçıp odayı kilitlemem bir oldu. O gece hiç odadan çıkamadım korkumdan, daha çok da babamın korkusundan :) Ertesi gün odadan çıktığımda güzel bir fırça yedim. Ama olsun ben mutluydum, çünkü abim sonra maçın tekrarını yaptığında 2-1 galip gelmiş ve bu skor ona yetmeyince de ben şampiyon olmuştum :)

Bu yaşadığımızı her maç yaptığımızda hatırlatıp dalga konusu haline getirdiler. Özellikle de her misafir geldiğinde maça başlarken; “Dikkat edin sigortaya yaklaşmasın bu çocuk” deyip gülmeye başlıyorlar. Sadece evde de değil bu dalga geçmeler. 2 sene önce Beşiktaş maçını izlemeye gittim stada.Ben yoldayken abim aradı; ” Bak yenilirsek gidip stadın ışıklarını kesme sakın ha…” deyip dalga geçiyordu.

Bilmiyorum ne kadar iyi yaptım ama o anda aklıma gelen tek şey buydu ve sanki başka çarem yokmuş gibi, sanki başka bir turnuva olmayacakmış gibi bu yola başvurmuştum. Hala da anlamış değilim,neden bu kadar istemiştim acaba kazanmayı? :)

(Not: Bu olay ben ortaokuldayken olmuştu. Ancak bu konunun espirileri evde klasik hale gelen, bir nevi deyim gibi birşey oldu :) )

Yazar: Eyyüp Akkurt

Yorum Yaz