Türkche Konushalım…

İnternetin hayatımıza girmesinden sonra, değişim sürecine girdik. Allah sonumuzu hayır etsin! Genellikle sohbet ederken, artık daha kısa diye midir yoksa daha güzel görünüyor ondan mıdır bilinmez ama İngilizce dilimize iyice yerleşmiş durumda. Bununla ilgili bir çok yazı yazıldı, şarkılar söylendi, şiirler bile yazıldı.  Ama önemseyen kim! Üç beş gün gündemde yer aldı, herkes “evet haklılar dikkat etmeliyiz, herkesi uyaralım” diye konuşup durdu. Peki ya sonra? Sonrası malum… Unutuldu gitti, ikinci hatta üçüncü plana düştü, kaybolup gitti tozlu raflarda…

İsterseniz önce kısa bir örnek vereyim diyalog şeklinde karşılaştığımız bu tür durumlara;

-slm

-slm

-nbr

-ii u

-ii

-napiosun

-pcde sorun var ona bakiom sen napiosun

-bende napim eve geldim ketıla su koydum chay içcem…

-ok sen ishini hallet gel

-ok baay

Uzun mu sürüyor acaba bilgisayar demek pc yerine (zaten “pc” bilgisayar değildir, kişisel bilgisayardır personal computer)

Zor mu geliyor güle güle ya da hoşça kal demek (”bay” değil “bye”)

Kötü mü görünüyor su ısıtıcısı demek (”ketıl” değil “kettle”)

Çok mu özentisiniz de sen diyemiyorsunuz? (”u” kısaca “you” demek)

Bir de normal haline, yani olması gerekene örnek vereyim:

-Selam.

-Selam.

-Ne haber?

-İyi senden?

-İyi.

-Ne yapıyorsun?

-Bilgisayarda sorun var ona bakıyorum sen ne yapıyorsun?

-Ben de ne yapayım eve geldim su ısıtıcısına su koydum çay içeceğim.

-Tamam sen işini hallet gel.

-Tamam hoşça kal.

Ama moda işte! Neden acaba İngilizler bizim dilimizi kullanmıyorlar düşünmüyor değilim. Sırf bunun için İngiltere’nin sohbet sitelerine baktım. Onlar da kısaltmalar çok ama yabancı kelime yok. Kısaltmalara lafım yok olamaz da zaten. Bazen arkadaşlarıma soruyorum neden bir şey deyince tamam yerine ok kullanıyorsun diye, verdiği cevap “bilmem alışkanlık olmuş”. Neden alıştın peki nasıl alıştın!

Ben bu tür davranışların tamamen özenti olmaktan ya da farklı olabilme çabasından kaynaklandığını düşünüyorum. Yoksa bir insan neden durduk yere kendi dili varken başka dili kullanır ki? Bu kadar mı çabuk bıktık kendi dilimizden?

Ayrıca madem İngilizce yazıyorsun bari onu düzgün yaz be kardeşim! Zaten kendi diline saygısızlığın hat safhada, zaten kendi dilini katlediyorsun, bari başka dillere saygı duy!

Bu konuya aslında en güzel cevabı yine Mustafa Kemal’in sözleri verecektir, bu nedenle fazla uzatmadan bazılarını yazayım:

“Ülkesini ve yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

“Türk demek, dil demektir. Millet olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir. ‘Türk milletindenim.’ diyen kişi, her şeyden önce kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir kişi, Türk kültürüne ve milletine bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.”

“En güzel ve ileri bir iş olarak türlü bilimlere ilişkin Türkçe terimler türetilmiş ve bu yolla dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır.”

“Başka dillerdeki her bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük bulmak ya da türetmek gerekir. Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı, böylece, yaygınlaşıp yerleşmesi sağlanmalıdır.”

“Türk Dili zengin, geniş bir dildir. Bütün kavramları anlatma yeteneği vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek gereklidir. Öyle istiyorum ki Türk Dili bilimsel yöntemlerle kurallarını ortaya koysun. Bütün dallarda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği, güzel, uyumlu dilimizi kullansınlar.”

“Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”

Yazar: Eyyüp Akkurt

4 Yorum

  1. Kernel 29 Kasım 2009
  2. harley 29 Kasım 2009
  3. devil 29 Kasım 2009
  4. Taha Dülgar 29 Kasım 2009

Yorum Yaz