Köşe Yazarlığı…

Köşe yazarlığı yapmak ülkemizde en zor işlerden biridir(!). Mesela hangi köşede yazdığınız önemlidir. Bazısı vardır sokak köşesinde, bazısı vardır şark köşesinde… Ama önemli olan bir şey varsa o da “köşe” olması. Gerçi o kadar köşe yazarı türedi ki; gazeteler köşegenlere döndü. Bir de durmadan bir oraya bir buraya transfer oluyorlar. Başka bir deyimle “köşe kapmaca” oynuyorlar. Ee tabi bizde takip edelim derken başımız dönüyor…

Bazen bu köşe kapmacalar o kadar abartılıyor ki, sırf iyi köşelere geçebilmek için, kendi içlerinde bile tartışmalar oluyor. Şu köşe kış köşesi, bu köşe yaz köşesi, ortadaki su şişesi… Burada su şişesi, ortadaki dönen paraları ifade ediyor. Kim ne kadar pay alıyor dışardan bilemeyiz ama, bilinen bir şey varsa en çok parayı alanlar; kavgayı sevenler… Mavi köşe, kırmızı köşe ayrımlarına girenler. Boks maçı misali… Tabi arada belden aşağı vuranlar da çıkıyor ve her nasılsa diskalifiye olmak yerine, baş tacı oluyorlar.

Bir de “çember”de olma durumu var. Bu çemberde olanlardan çekinmek lazım. Bilirsiniz ki köşesi olmaz çemberlerin. İstediği tarafa giderler bunlar. Para, şan, şöhret ne taraftaysa oraya giderler. Genelde böyle durumu özetleyen bir kaç atasözü ve deyim söylenir: “Bir baltaya sap olamamış”, Açın karnı doyar gözü doymaz” gibi…

Atasözlerinden laf açılmışken son bir atasözü de gelecek nesillere benden olsun, zaten köşelerde yazanların çoğu, biraz (ç)alıntı ile yeni deyimler ve atasözleri türetmeye çalışmıyor mu, ben de türetsem sorun olmaz sanırım:

Kadifeden kesesi gazeteden gelir sesi, ah ciğerimin KÖŞEsi…

Yazar: Eyyüp Akkurt

Yorum Yaz