Ateşi Çıkmış Garip, Olmasın Sakın Grip…

“Havada domuz kokusu var” pardon “Havada aşk kokusu var” şeklindeydi o şarkı. Domuz gribiyle o kadar meşgul olmaya başladık ki, neredeyse her gün bir sohbette bahsi geçer oldu. Hem korkuyoruz hem de “bana bir şey olmaz” mantığıyla önlemlerimizi almıyoruz. Ne kadar büyük bir çelişki değil mi?

Son günlerdeki bazı domuz gribi haberlerinden dikkatimi çekenleri sıraladım ve değişik bir sonuç çıktı. Ardından geçmişte gündemimizi bir hayli işgal eden kuş gribi aklıma geldi. Bunları karşılaştırdığımda ise çok farklı olaylar olmadığını fark ettim. Önce size domuz gribi haberlerinden dikkatimi çekenleri aktarayım;

Sağlık Bakanımız aşıdan korkulmaması gerektiğini söyleyip kameralar önünde aşı oluyor. Üstüne bir de “Başbakan ve Cumhurbaşkanı da aşı olacak tabi ki” diyor. Ancak ne var ki Başbakanın pek niyeti yok gibi. Keza bunu açık açık da söylüyor…

İstanbul’da bir öğrenci hayatını kaybetti. Okul yönetimi bunun domuz gribinden olmadığını iddia ederken, hastane yetkilileri bu öğrencinin ailesine domuz gribinden hayatını kaybettiğini söyledi!.. Tabi bunu duyan haberciler hemen okula akın ettiler. Normal olarak da okul yönetimi bunun medyaya yansımasını istemediğinden, çok kibar(!) davranarak habercileri uzaklaştırmaya çalıştı. Hatta haberciler öğrencilere mikrofon uzattığında da güvenlik görevlileri gayet kibar(!) bir şekilde bu öğrencilerin konuşmamasını rica etti!..

Neredeyse her gün bir programda domuz gribi ve aşısıyla ilgili doktorlar görüşlerini belirtiyor. Ellerinizi bol bol yıkayın uyarıları yapıyorlar ve “anti bakteriyel” ürünler edinmelerini öneriyorlar.Dolayısıyla marketlerde bu ürünler yok satıyor!..Ancak domuz gribinin bakteriyel bir hastalık olmadığı, bunun bir virüs olduğu daha ilk günden açıklanmadı mı? Acaba bunu öneren doktorlardan kaç tanesi gerçek anlamda domuz gribini araştırıp, yapılan ve yapılmakta olan deneylerden haberdar merak etmiyor değilim!..

Okullar, otobüsler, alışveriş merkezleri, hastaneler gibi bir çok yerde dezenfekte yapılıyor. Yapılan deneylerde bu virüsün canlı bir beden olmadığı zaman ortalama 4-5 saat içinde öldüğü açıklanmıştı. Peki o zaman 30 Ekim(Cuma günü) tatil ilan edilip, ilaçlanmasına ne demeli? Madem virüs ancak bu kadar dayanabiliyorsa, Pazartesi gününe kadar zaten yaşayamayacağı ortada değil mi? Ayrıca 29 Ekim günü de okullardaki törenler öğlene doğru bitmemiş miydi? Ertesi güne kadar bu virüsün etkisini kaybetmesi gerekmez mi?

Hatırlar mısınız kuş gribi ilk ortaya çıktığı zaman neler yaşanmıştı? Hatırlamayanlar için kısaca bahsedeyim;

Başbakan kuş gribinin çok tehlikeli olduğunu söylerken, Sağlık Bakanı bu kadar korkulacak bir şey olmadığını söylemişti. Kısa süre sonra ise Sağlık Bakanı da bu fikre katılarak; ülkedeki kümesler ilaçlanmış ve bir çok hayvan itlaf edilmişti. Bu durum köy tavukçuluğunu neredeyse durma noktasına getirmişti. Bununla birlikte bir çok firma bu durumdan sonra boy boy reklamlarını yayınlayarak; “Kuş gribine karşı tedbirliyiz, bütün hayvanlarımız özel çiftliklerde üretiliyor” demiş ve daha da büyümüştü.

Her gün televizyon programlarında yine aynı doktorlar(!) açıklamalar yapmıştı ve yine aynı muhabirler vatandaşa kuş gribiyle ilgili fikirlerini sormuştu. Doktorlar bu kez de paketli ürünleri tercih etmemizi önermişlerdi.

Kuş gribinden ölümler devam etse de belli bir süre sonra kuş gribi haberleri görmez olmuştuk. Peki ne değişmişti de artık haberlerde yarım saat değil de 2 dakikalık haberler haline gelmişti? Tabi ki de medyanın bu konuyu “raiting” yaparız düşüncesiyle cıvkı çıkana kadar abartması değil miydi?

Şimdi bu güne dönelim ve domuz gribinin kuş gribinden farklarına ve ortak yanlarına bakalım; Kuş gribi kırsal kesimde görülürken, domuz gribi şehir merkezlerinde görülüyor. Kuş gribinde Başbakan tedirgindi, Sağlık Bakanı rahattı. Domuz gribinde ise Sağlık Bakanı tedirginken Başbakan gayet sakin. Kuş gribinde kümesler ilaçlanmıştı, domuz gribinde ise insanların bulunduğu yerler. Kuş gribinde büyük tavukçuluk firmaları kazanırken, domuz gribinde temizlik ürünleri satan firmalar kazanıyor…

Sonuç olarak kuş gribi için “Bir hışımla geldi geçti peh pehh peehhh” şarkısını söylerken; domuz gribi için “Yarattığın mecnuna bir teselli ver” şarkısını söyleyebiliriz. Umarım bu virüsten en az kayıpla kurtulur ve en kısa zamanda normal hayatımıza dönebiliriz…

Yazar: Eyyüp Akkurt

3 Yorum

  1. haKan 29 Kasım 2009
  2. Kernel 29 Kasım 2009
  3. Eray Kışkan 13 Mart 2010

Yorum Yaz